Turgut Ailesi Fotoğraf Geçmişi 2/6

BÖLÜM 2:

Mehmet Turgut, Fransızca öğrenmek isteyince, ilkokuldayken tanıştığı papazdan ders alarak Fransızca konuşmayı ve yazmayı öğrenir. Resme olan kabiliyeti ve merakı resim öğretmeni tarafından fark edilince de resim yapmaya başlar. İlkokulu bitirince öğrendiği ciltçilik sayesinde, okulda cilt yaparak 3-5 kuruş da oradan kazanır. Resim öğretmeni, İstanbul’dan aldığı alaminüt makinesini çok başarılı olan öğrencisi Mehmet’e o zaman bir öğretmen maaşı olan 50 liraya, taksitle ödemek üzere fotoğraf çekmesini de öğreterek satar. İlk çektiği fotoğraftan 2,5 lira kazanınca, orta üçe kadar okuduğu okulu bırakıp fotoğrafçılığa başlar.

18 yaşında Emine Hanım’la evlenir.

Diyarbakır’daki fotoğrafçılardan daha ucuz fotoğraf çektiği duyulan Mehmet Bey, Diyarbakır’ın Maden kazasından memurların fotoğraflarının çekilmesi için çağırılır. 1927’de yeni alfabeyi öğrenmeyen memurların işine son verildiği sırada, öğrendiği Fransızca’dan dolayı Latin harflerini bilen Mehmet Bey, memurlara “ben size yeni alfabeyi öğretirim” der. Bu nedenle, kendisine yapılan “P.T.T. Müdürlüğü’ne müracaat et, hem fotoğraf çek hem de maaş al” önerisi üzerine, yeni alfabeyle dilekçe yazıp Baş Müdürlükte memuriyete başlamak için evini Elazığ’dan Diyarbakır’a taşır.

Memurluk yaptığı sürece hep kendi fotoğrafçı dükkanını açmayı düşündüğünden rötuş yapılmış fotoğraflara bakarak rötuş öğrenir.

Dokuz sene sonra Van’ın Erciş kazasına tayin olur. Şartları çok zorlu bir yolculuktan sonra, Erciş’te üç sene memurluk, fotoğrafçılık ve aynı zamanda da alçıdan heykelcikler, kumbaralar yapmaya başlar.

Kanunen o yıllarda herkesin evlerine bayrak asma mecburiyeti getirildiğinden, Mehmet Bey bu sefer de kırmızı ve beyaz elişi kağıdından kanuni ölçülerine göre yaptığı bayrakları satmaya başlar.

BÖLÜM 3, yarın…

Kaynak: Fotoğraf Dergisi, “Zeynep Orhon Targaç Söyleşisi” (Ağustos – Eylül 2002)

Bir cevap yazın